Feed
Yazılar
Yorumlar

Mayıs

Durup uzun uzun kenti izliyorum. Yaz geliyor. Yer soğuk hâlâ. Karıncaların kanatları çıktı… Aydın güzel bir kent. Sidarta bitmek üzere. Canım denizin kokusunu çekiyor. “Deniz olmayan bir yerde asla yaşayamam” derdim, demeye devam ediyorum… Martı yok, vapur yok, tuz yok, fırtınanın izi yok balıkçıların yüzünde, evlerin boyalı duvarlarında… Gitmeliyim…

Kitap!

Üç roman aldım Aydın’da bir sahaftan… Güzel kokuyorlar!

John Fowles “Koleksiyoncu”, Hermen Hesse “Sidarta”, Elias Canetti’den de ”Öyküler”… İkincisi evde vardı. İşte, her kitabın bir “vakti” var…

2009

Yeni bir yıla eski benin kabuklarıyla mı gireceğim? Hayır. Yılan gibiyiz… Bazı projeler yaptım bu süreçte, birkaç kitap var kafamda, ayrıca bazı yolculuklar ve kayboluşlar. Yazı yazmayı özlediysem de, derin bir nefes alış oldu buraya gelişim. Bileyleniyor sözcükler. Susmalı bazen. Tüm edebiyat dünyasından uzak durmalı. Garip bir okura dönüştüm. Aydın’da Kipa var, dergi bulabildiğim tek yer orası şimdilik. Milliyet Sanat, Varlık, Bilim Teknik, K, Penguen, Cumhuriyet, Radikal… alabildiğim kadar alıp beslemeye çalışsam da ruhumu, bir işe yaramıyor. Hiçbir şey okumamalı. Aptallaşmalı, dibe vurmalı, ki az kaldı :)

Beyaz Boşluk

derin bir bekleyiş bu. ağaçlar uzuyor. görüyorum. yeşil acı erikler tatlanıyor yavaş yavaş. bulutlar kayıyor.

dün gece yolda ölü gibi yatan kahverengi bir böcek gördüm. eğildim yanına, bir parmak uzunluğunda, kıskaçları olan bir yaratık. ayağımla dürttüm, değişen bir şey yok. hareketsizdi, yolun ortasındaydı. “Senden farkım yok” dedim ona. Gittim.

Nisan

Nisan deyince neden akla hep “yağmur” sözcüğü gelir? Bunu düşündüm bugün.

Eski yazılar »