Basından

You are currently browsing the archive for the Basından category.

Engin Turgut

Vefanın, azınlıkta kalmanın, sessizliğin ve inceliklerle buluşmanın şairi genç kardeşim Kadir Aydemir’ in haiku tarzında yazdığı ilk şiir kitabı “Sessizliğin Bekçisi” Hera şiir kitaplığından çıktı!..

Bu ilk kitabının sevgili Kadir Aydemir için ne kadar önemli olduğunu biliyorum…Üstelik bu güzelim şiir kitabı usta ressamımız İbrahim Çiftçioğlu tarafından resimlenince de kitabın rengi, ruhsarı, hayatı değişmiş ve böylece kitap vakur bir ışığa dönüşmüş. Sanırım Kadir Aydemir’ in bu ilk kitabı kendini orman sanan çöl yanımıza iyi gelecek!.. Sözün arkasında ne var, her gün acıyorken lirik gövdemiz?.. Sürekli üşüyorsak, gururla taşıyorsak yaramızı, lanet olası ikiyüzlülük pençesini geçirmek için hazır bekliyorsa, ‘insani olan her şey’ erozyona uğramışsa, sistem hepimizin ruhunu iğdiş edecek kadar canavarlaşmışsa, işte burada gerçek sanat, yazılan iyi şiirler bir nebze olsun kalbimize iyi gelebilir diye düşünüyorum…

“Neler var ardında
Sabah yeli.
-Dolanırım, sadece kuş yürekleri.” Read the rest of this entry »

Tags: , , , , , , ,

Söyleşi: Zeki Çelik

– “Neler var ardında / Sabah yeli / Dolanırım, sadece kuş yürekleri.” 2002 yılında yayımlanan, Hauki tarzında ilk şiir dosyanız. Şiirler, gerçek bir yankı kazanıyor bu kitapta. Eserlerin ufku yüz kat genişliyor, başarınızın ilk kaynağı burası, bu şiirler. Belli bir ölçüde yazılan, disiplinden ödün vermeyen bu tarz şiirlerin, ileride başka tarzda yayınlayacağı şiirlerinide disipline ediyordur diyebilir miyiz?

– Doğa şiirlerinden insana ulaşan bir yolculuk. Çok uzun zamandır nerede ise basılmış bütün haiku şiirlerini okudum. O yıllarda bu tarz ruhumla özdeşleşmişti. İnsanın doğanın karşısındaki çaresizliği, şaşkınılığı ya da karşısında bireyin güçsüzlüğü çok fantastik geldi, hoşuma gitti. Uzun yıllar okuma yaptım ve onun disiplinini edindim tabi, severim ve hâlâ okur yazarım. Yazdığım bütün şiirlerimi de etkilemiştir. O bir motif bence, şiirsel disipline giden iyi bir yol. Günümüzde çok sevilmiyor, küçümseniyor gibi ama o üç dizeyi yazmak uzun şiirler yazmaktan çok daha zor. Genel şiir tarzıma yakın bir şiir format Haiku. Normal yazdığım şiirlerde de Haiku formatı göze çarpıyor. Read the rest of this entry »

Tags: , , , , , , , , ,

Söyleşi: Mehmet Altun

Kadir Aydemir’in 2002 yılında yayımlanan ve oldukça ses getiren ilk şiir kitabı Sessizliğin Bekçisi’nden sonra bugünlerde Dikenler Sarayı adlı yeni şiir kitabı yayımlandı. Şairle yeni kitabı ve şiirinin görünen-görünmeyen yüzü hakkında kısaca konuşup, şiirinin poetik bilinçaltına inmeye çalıştık…

Mehmet Altun: “Dikenler Sarayı” adlı kitabınız, kitaplaşmadan önce İsviçre Hastanesi’nin organizasyonunda seçkin bir jürinin de beğenisiyle şiir birincilik ödülü aldı. Sizi tebrik ediyor ve eklemek istiyoruz; ödül sizin için ne ifade ediyor, ödülün sizin şiir serüveninizdeki etkilerinden bahsedebilir misiniz?

Kadir Aydemir: Teşekkür ederim… Ödülün benim şiir serüvenimde belirgin ve önemli bir yeri yok. Hiç olmadı. Ödül sadece “Dikenler Sarayı”nın kitaplaşmasına yardım eden bir araç oldu diyebilirim. İlk kez bir şiir organizasyonuna katıldım ve bir şiir armağanı aldım. Bu, benim için gerçekten de bir “şiir yarışması ödülü” değil, bir “şiir armağanı”. Genç şairlerin kitaplarını yayımlama sorunlarını en iyi yine kendileri bilirler, siz de bir şairsiniz ve bunun farkındasınızdır sanırım. Dosyanız bir şekilde kitaplaşmalıdır, artık zamanın geldiğini, o şiirlerden kurtulmak gerektiğini düşünürsünüz. Bu durum benim için de rahatsızlık veren bir hal aldığında, dosyamı hazırlayıp, son hafta yarışmaya katılma kararı aldım. Read the rest of this entry »

Tags: , ,

Söyleşi: Deniz Durukan

Kadir Aydemir, 2002 yılında çıkardığı ilk kitabı Sessizliğin Bekçisi’nin ardından, bir de ödül alan Dikenler Sarayı adlı ikinci kitabını çıkardı. Kadir Aydemir son yıllarda şiirleriyle dikkat çekiyor ve genç kuşağın önemli isimlerinden biri olma yolunda ilerliyor. 5 yıldır yayın hayatını sürdüren Yitik Ülke’nin (www.yitikulke.com) de kurucusu kendisi. Yeni kitabı Dikenler Sarayı’nı fırsat bildik, şiirden, hayattan, özellikle de ölümden söz ettik birlikte.

-Genelde şairlerin ilk kitapları yoğun bir coşkuyu barındırır. Olgunlaşma ise daha geç gelir. Oysa senin ilk kitabın Sessizliğin Bekçisi’nde olsun, yeni yayınlanan Dikenler Sarayı’nda olsun, olgun bir söyleyiş var. Genç bir şairin bu kadar erken olgunlaşması okuru şaşırtabilir. Gerçi senin şiirinde üstü örtülü bir coşku da var ve bu coşku daha çok içe dönük. Heyecanlandırıp havalara zıplamıyor, ama tökezlemiyor da. Nasıl bir hayat seninki, bu genç yaşta bu olgunluğa eriştiren? Read the rest of this entry »

Tags: , , , , , ,

Newer entries »