Sessizliğin Bekçisi Kadir Aydemir

Engin Turgut

Vefanın, azınlıkta kalmanın, sessizliğin ve inceliklerle buluşmanın şairi genç kardeşim Kadir Aydemir’ in haiku tarzında yazdığı ilk şiir kitabı “Sessizliğin Bekçisi” Hera şiir kitaplığından çıktı!..

Bu ilk kitabının sevgili Kadir Aydemir için ne kadar önemli olduğunu biliyorum…Üstelik bu güzelim şiir kitabı usta ressamımız İbrahim Çiftçioğlu tarafından resimlenince de kitabın rengi, ruhsarı, hayatı değişmiş ve böylece kitap vakur bir ışığa dönüşmüş. Sanırım Kadir Aydemir’ in bu ilk kitabı kendini orman sanan çöl yanımıza iyi gelecek!.. Sözün arkasında ne var, her gün acıyorken lirik gövdemiz?.. Sürekli üşüyorsak, gururla taşıyorsak yaramızı, lanet olası ikiyüzlülük pençesini geçirmek için hazır bekliyorsa, ‘insani olan her şey’ erozyona uğramışsa, sistem hepimizin ruhunu iğdiş edecek kadar canavarlaşmışsa, işte burada gerçek sanat, yazılan iyi şiirler bir nebze olsun kalbimize iyi gelebilir diye düşünüyorum…

“Neler var ardında
Sabah yeli.
-Dolanırım, sadece kuş yürekleri.”

Tabiata dönmek gerekiyor, biraz kaldıysa içten ve sıcak yanımız,içimize dönmemiz gerekiyor, ruhumuza yeni rötuşlar mı yapmalıyız, defolu ruhumuzu onarmalı mıyız, saf olan yanımızı kurtarmalı mıyız zalimin elinden, rahatı mı kaçmış vicdanımızın, geri mi çekilelim, îmâ çağında mıyız, elimizde kala kala düşlerimiz mi kaldı?.. Biz en iyisi “otları çiğneyen sarhoş salyangozlara” bakalım, nasılsa “zaaflarımızı sevmeyi öğrendik”, nasılsa kimimiz hâlâ mektuplar yazabiliyor, göğe bakabiliyor, çiçek armağan edebiliyor, hata yapmaktan korkmayabiliyor, içten bir gülümseme karşısında, kalbimiz pır pır edebiliyor, bir kuşun havada süzülüşüne bile âşık ola biliyor ve karanlığa teslim olmuyorsa kimimizin gözleri ve kalpleri, demek ki, fonda aydınlığın ısrarlı sesi var!.. Ve elbette her sabah aşkla doğuyor güneş ve elbette mutsuzluktan çıkıyor şiir ve elbette kötülüğün iktidarına kaptırmadık güvercin ruhumuzu!..

“Bu ne gürültü.
Tırtıllar, kuşlar
Düşünüyoruz.”

Bilirsiniz ki, haiku’ lar 5/ 7/ 5 heceli üç kısa dizeden oluşur ve Japon edebiyatında geleneksel bir şiir tarzı olup, bir yalınlık zaferidir, fazla söze yaslanmaz, dayak atmaz, iddia etmez, duygu ve sezgi doludur, erdemli ve beyefendidir… Haiku’lar zaman zaman sonsuz olanın sessiz şarkılarını söyler, kim bilir, belki de her haiku ‘varolmak acıdır’ diye seslenir bize!.. Sevgili Kadir Aydemir’in haiku’ları sanki ılık bir meltem rüzgârının gölgesinde dalgın bir dolunay halidir. Yakasında bir çiy damlasıyla mı dolaşmaktadır, bu şairimizin ruhunda ateşböceklerinin, küçük kırmızı japon balıklarının, şaşkın kurbağaların, titreyen yaprakların, sıkıntıyla üzgün kayan yıldızların “mırıldanan kayaların” kimsesiz hüznü ve yalnızlığı mı var bilemiyorum. Kadir Aydemir, şiirimizin çalışkan ve acar çocuğu… İnternet’te oluşturduğu yitikulke.com şiir sitesi haklı bir ilgi görüyor, ayrıca binbir zorlukla kotardığı “Başka” adlı düzeyli bir şiir dergisi de çıkarıyor. Şair Kadir Aydemir kuş sesleriyle örülü mavi bir hüzünle tabiatın yanaklarına meleksi öpücükler konduran, hayatın döküp saçtıklarını ince bir sızıyla toplamaya çalışan tastamam bir “Sessizliğin Bekçisi!..”

“Ağzının yolu…
Herkes gitmiş-
Ağaçlar hala sallanıyor…”

Kadir Aydemir haiku’larıyla çiçek açtı şiirimizin bahçesinde… Yeni şiir dosyası “Dikenler Sarayı” da kitaplaşmayı bekliyor, şairin ıslak rüyası gözlerinden akıyor, “dağın omuzları” çıplak, “güzle sevişen erik ağacı” memnun hayatından, çocukluğunun patlamış mısır ve balon kokularını, annesinin sıcak çöreklerini ve azize bildiği kadınların saçlarını okşarkenki o baş döndürücü tenin gürültüsünü unutmadı hiç ve “suyu taşa tutarak öldürmeye” çalışanlardan çok korktu!..

“Yaprak düşüyor
Kalbimi tutuyorum.
Eylül: bir kadın?..”

Ah, parmak uçlarımızdan fışkıran nemli rüzgârın kanı, söyler misin bize, güneşin püskürttüğü hayâl çocukları mıyız biz?.. Hangi şiirden artakaldık, neyin korkusu, neyin tortusuyduk, yırtılan hayâllerimizi kim dikiyordu, kim yalıyordu bulutsu, tuzlu tenimizi?.. Sıkıntımız, derdimiz acıkırdı da kim doyururdu bizi güneşiyle, hangi kadınların koynunda unuttuk ışık saçan şarkılarımızı?.. Ah, melekler: “Tanrının çiçek yaprakları, gökyüzünün hışırdayan başakları, çınlayan yıldızları…” Neredesiniz ey “ışığın şarkıcıları” melekler… Bakın sizin için de yazılıyor sonsuz olanın ruhunu çınlatan bazı şiirler…

“Güneş
Bırakıyor gülüşünü
Üzerinde, taşın.”

Evet, bu haiku’lar sanki bir kelebeğin üzerine özenle yazılmışlar, Kadıköy’deki afacan martılar, çay bahçeleri, salaş meyhaneler, vapur yolculukları, çardakların ve köprülerin altı, parasızlık, işsizlik, yalnız bir ağacın hüzünlü gölgesi, gözaltında tutulan her şey ve Tanrının gözyaşı tanıktır!..Ölen, öldürülen sabah yüzlü arkadaşlarımız, adalet ve özgürlük isteyen yeryüzü, içtiğimiz bir bardak su ve şu hercai dilimiz, yoksul ve onurlu yanımız, şu püfür püfür esen rüzgârın esenliği ve güneşin kardeşliği tanıktır!.. Evet, sevgili şair kardeşim Kadir Aydemir’in haiku’ları sizin de içinizi ısıtacaktır… “Sessizliğin Bekçisi” adlı şiir kitabını, şiir zevki gelişmiş bütün şiir severlere tavsiye ederim, bu çocuğun gözleri yıldızlarla akraba, bu çocuk şair!..

“Bitti, diyor
Donan karınca
Kış!”
***
Engin Turgut, Bostancı AY Bahçesi
Varlık Dergisi, 2002

Tags: , , , , , , ,

Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

* Copy this password:

* Type or paste password here:

7,539 Spam Comments Blocked so far by Spam Free Wordpress