Şiirimizde Yeni Bir Kenar

Serdar Koçak

 

Şiirimizde genç kuşaktan arkadaşların henüz otuz yaşına varmadan gençliğin taze diriliğiyle ufuk açıcı ürünler vermesi her şair gibi beni de sevindiriyor. Bu elimizde tuttuğumuz adeta kitaba değil de hayata ad veren Dikenler Sarayı, bizi ve hayatı aşındıran yeli kuma, kumu suya zorlayan meşakkatli bir yolculuğun; ilk adımlarında bir yolculuğun çetin bir mürekkebin dizeleriyle bir başbaşalık ile biraradalık, kaynaşma çözülme ve kavuşmanın ortak potasını çağrıştırıyor bize. Kadir ilk delikanlılığında toplumcu gerçekçi bir kavrayışın içinden baktı dünyaya. Dünya şiiri onun için önemli oldu. Söz gelimi Neruda’yı, Mayakovski’yi (Türkçe çevirilerinde) iştiyakla ve dikkatle okudu. Komşumuz ve Akdenizli Yunan şiirini örneğin Ritsos’u, Elitis’i kendi eleğiyle; kimi kaba, kimi de bir çay süzgeci gibi ince eleğiyle okumaya ve yeniden dokumaya çalıştı.

Biz, şairlerde iç açıcılığı, hoş olanı, açıklayanı, anlamı söküp yeniden kurmayı ararız. Yaşadığımız aşk, korku, bekleyiş, ümitler, zafer ya da yenilgi duygusu şairler tarafından işlenilmeyi bekler, Aydemir bu karmaşık diyalektikte durulmuş, yalın bir dille, açık seçik günümüzde konuşulan Türkçeyle yazmayı tercih ederek temel tercihini yaptı. Bunu dergilerde yayınlanan, bilgisayar ortamında değerlendirilen şiirlerinde ve ilk kitabı Sessizliğin Bekçisi’nde kolayca saptayabiliriz. Söz konusu ettiğimiz şair, sevgili Kadir henüz yirmialtı yaşında, hem dağarına dünyanın zulmü, besbeterliği, acımasız kötülüğü doğmamış, hem filizlenen yeni bir hayatın yepisyeni gövermişlik, evet dağarcığına konmuş orada duraklamış ve nefes almıştır. İşte bu ferahlık, seyreltilmiş bir Türkçeyle anlatılabilir, açıklıkta, sadelikte, basitlikte kendi vücudunu bulabilir. İncelediğimiz kadarıyla sayın Aydemir’in bu yön ve yönsemede dikkat çekecek bir mesafe katettiğini rahatça düşünüp söyleyebiliriz. Şimdi elimizde tuttuğumuz bu kitap, seçici kurulunda orta yaş kuşağının önemli şairlerinin yer aldığı Özel İsviçre Hastanesi gençler için sanat edebiyat birincilik ödülünü almış, genç şairimizin yakın çevresinin ilgisine mahzar olmuştur. Şimdi bu kitabı kısaca ve örnek alarak (fiilin her iki anlamıyla) incelemeye çalışalım. Ve bizden beklenmesi gereken bir davranışla önce kulak verelim: Bak sevgili okur, şairimizin şiire verdiği ad ile başlayalım, evet bak şiirin mevsimleri varmış. Şöyle diyor: “Şiirin Kışı”. Bu verimli başlığın altında şu dizelere tesadüf ediyoruz:

“… Düşün bütün olanları,Güneşe küsen sarkıtı anla
Baban sarhoş, eve kömür gelmişAnla, gözyaşlarıyla erimez bu kar.”

Yaşanmışlığın acı çağrısı içinde bizi kendine çağıran, kendisini ötekiye yollayan şu göçebe yüreğimizin yokoluş serüvenine başıhoşluğunun, açık söyleyişle kavak yellerinin etkisiyle çağıran şair, hayat anlarından, deyimi yerindeyse deneyimlemeden yola çıkan ve bu yolla olup biteni şu etrafımızdaki sosyal hali (buruk, çaresiz, şaşkın, fırlatılmış halimizi) şiirin büyük daveti içinde bizimle paylaşıyor. Yapabileceğimiz, sayın okur, hayret ve merakla bu deneyim aktarımının edebiyat ahengi içinde bize nasıl olup da ulaştırılabildiğini incelemektir. O halde güneşli yaz sabahlarında ve karlı kış akşamlarında sonsuz kasım ve başlangıçsız nisan aylarında Kadir Aydemir’in kitabını bir daha bir daha okuyalım. Bitirirken, yeniden şaire dönüyoruz:

“Yazmamdaki kuşlarave taşlara iyi bak…”

 

 

Dikenler Sarayı, Kadir Aydemir, Eti Yayıncılık, Şiir, 69 s., Kasım 2003
Radikal Kitap, 2004

Tags: ,

Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

* Copy this password:

* Type or paste password here:

6,528 Spam Comments Blocked so far by Spam Free Wordpress