atari salonları

You are currently browsing articles tagged atari salonları.

Kadir Aydemir

O kapıya yaklaştıkça beni içeri doğru çeken tanımsız bir güç hissediyorum. İçerden gelen bırt’lar, cıs’lar, doing’ler, zil sesleri ve yarı küfür, yarı kahkaha karışımı mırıldanmalar başımı döndürüyor. İlk adımımı atıyorum, her yer rengârenk ve ortalık tam bir cümbüş alanı.

Budur be! :-)

Evet, bir atari salonu macerası daha başlıyor. Bin bir zorlukla denkleştirdiğim cebimdeki bozuk paralar birer metal jetona dönüşecek az sonra. Üstelik evden buraya dek minibüse binmeyip yürüdüm! “Insert coin” ve “start buton”, bu yazıları seçiyor gözlerim ekranda. Heyecanlıyım, bu sefer soyacağım o kadını. Bu oyundaki yaratıklar ve örümcek ağları vız gelir bugün bana, çünkü cebimde uğurlu misketim de var. O an ne misket oynamak, ne mahallede Japon kale maç ne de dedemin incir ağacına dalmak umurumda. Konsantre olmuşum, kocaman gözlerle ekrana bakıyorum, yanımdan geçenlerin, arkamdaki dikizci ve beleşçi veletlerin farkında bile değilim. Bu kadın soyma oyununu, yani “Gals Panic”i nerden nasıl keşfettim bilmiyorum ama oldukça keyifli bir oyun. Tam bir zekâ işi. Yetenekliyim bu konuda, bayağı bir level atladım ve Japon kızları tek tek soydum, eh kendimle gurur duyabilirim… Aptal aptal gülümsüyorum oynarken, çocuğun biri gelmiş bana “Ver geçeyim abi” diyor, hadi lan ordan, tamam “canım bitmek üzere” ama jetonun hakkını vermeliyim. “Sağol-sağol” diyorum, hızla söylüyorum bunu, ter bastı be, aman tanrım! örümcek koca ağzını açıp ekrandan dışarı çıkıyor ve ellerimi ısırıyor… İşin kötüsü başka jetonum da yok! Neyse ki uyanıyorum… Rüyaymış… Ama itiraf edeyim ki ne zaman oyun salonuna gitsem o oyunu oynadım, kafama eserse şimdi bile gider oynarım. Read the rest of this entry »

Tags: , , , , , ,