çocuk olmak

You are currently browsing articles tagged çocuk olmak.

Kadir Aydemir

Neydi o programı her hafta sonu iple çekmemizi sağlayan şey? “Barış Abi” bu sevgi bağını nasıl oluşturmuştu? Barış Manço deyince neden gözlerimizin içi gülerdi?.. Ki hâlâ içim bir garip olur ne zaman bir şarkısını duysam…

Bu sahneye bayılıyorum… Orada olmayı ne çok isterdik, değil mi?

Barış Manço bu diyardan gideli yıllar oldu… Bugün hâlâ enfes şarkılarıyla, oldukça etkili şarkı sözleriyle, gülüşüyle zihnimizde dolanıyor. Bu büyük bir başarıdır, hafife alınmamalı. Dünyanın tanıdığı barış elçimiz, bize çok şey öğreten Barış abimizle ilgili en büyük anım maalesef onun cenazesinde yaşadıklarım oldu. Öldüğünü haber alınca ağlamayanımız var mı?.. Ben de onun programlarıyla büyüyen, yoksul ama gelecekten yana garip bir şekilde umutlu, onun bir yerlerde bizim gibilerin de kendisini izlediğimizi, dinlediğimizi bilen “çocuklarından” biriydim. Barış Manço’nun hafta sonları, yanılmıyorsam pazar günleri TRT 1’deki “7’den 77’ye” adlı programına katılmak için ne hayaller kurardım… Hiçbir zaman o programa katılamayacaktım, ben oraya çıkan zengin aile çocuklarından biri değildim ama yine de heyecanla izler, Barış abinin bir gün karşıma çıkacağını ya da onu bir gün bulup ona şaşkın şaşkın merhaba diyeceğimi, ona sarılacağımı  düşlerdim. Onu çok seviyordum, çünkü o “iğneyi kendine batırırdı”, “çuvaldızı başkasına”; o, aileden biriydi. Read the rest of this entry »

Tags: , , , , , , ,

Çocuklar için yazdığım bir öykücük… Umarım okuyanlar sever…

Kadir Aydemir

 

Kerem 7 yaşındaydı ve yarın okula başlayacaktı. Çok heyecanlıydı. Kıvır kıvır saçları, aydınlık bir yüzü vardı Kerem’in. Sessiz, sakin ve zeki bir çocuktu o. Kimse bilmez ama en iyi arkadaşı bir serçe kuşuydu, yanlış duymadınız evet bir serçe. Zarif mi zarif, uçarken tatlı tatlı şarkılar söyleyen sihirli bir serçe. Tabii o bu sihrin henüz farkında değildi.

Yoksul bir ailesi vardı Kerem’in. Babası ölünce Kerem’i annesi tek başına büyütmüştü. Kerem de bu yoksulluktan payını almış ve yaz boyu bir hastanenin önünde su satmıştı. Çalıştığı ilk işti bu. Annesi sabahları su kabını dolduruyor, bardakları güzelce parlatıyor ve buzla dolu mavi su bidonuyla Kerem’i evden işe uğurluyordu her gün. A o da ne? Kerem’in cebi şişkindi. O cepte bir kuş gizliydi hep. Arabaların ve insanların gürültüsü yüzünden, ondan su içen yaşlı teyzeler ve amcalar kuşun sesini duyamıyordu. Bir eliyle havada dönen metal parayı kapıyor, diğer eliyle serçeyi hafifçe okşuyordu Kerem. Onunla konuşuyordu. “Yaşasın!” diyordu, “bir bardak daha su sattık!” Kerem’den su içen herkes oradan mutlu ayrılıyordu. Bu kuş ona adeta şans getiriyordu, buna inanıyordu. Read the rest of this entry »

Tags: , , , , , , , ,