yazarların günlükleri

You are currently browsing articles tagged yazarların günlükleri.

Tüyap Kitap Fuarı öncesi hareketli günler başladı bizim için. Yitik Ülke Yayınları ve yeni kurduğum Potkal Kitap Yayınları için birbirinden güzel kitaplar hazırladım. Tüyap’ta da büyük bir standımız olacak; derken, bu iş güç koşturmacasında kendimi unuttum doğrusu. Spora düzenil olarak gidememek, sistemli kitap okuyamamak, yaptığım gezilerin azalması, mutsuzluk ve yalnızlık yeterince paralize olmamı sağlıyor. Hepsi üzerine sayfalarca yazı yazabilirim, ama “hayat hızlandı” bizse gittikçe “yavaşlıyoruz”  gibi geliyor bana… Ne diyebilir ki insan bu büyük ve saçma akış karşısında?

***

Öyküler, şiirler yazmaya çabalıyorum ama son kitabım “Sonsuz Unutuş” çıktı çıkalı adeta tıkandım kaldım… Kendimi, ruhumu yenilemem gerek… Geçen gün burada bir öykü denemesi yaptım ama pek içime sinmedi. Sitede kalsın o öykücük ama sanırım onu parçalayıp bambaşka bir şeye dönüştüreceğim…

***

Yeni ve özel bir yerde yazılar yazmaya başladım. Kitap Vitrini adlı online kitap sitesinde “Kâğıttan Hayaller” adını verdiğim bir köşem var. http://www.kitapvitrini.com adresinde yazılarımı okuyabilirsiniz. Burada Twitter üzerinde “kitaplar” üzerine neler konuşulduğuna yer veriyorum, çeşitli Blogların da tanıtımını yapıyorum. Keyifli ve interaktif bir yazı stili oluşmaya başladı. Sosyal medyada kitapları seven insanlara rastlamak güzel şey. Demek ki hâlâ umut var…

***

Bu çarşamba ve perşembe günü Ankara’ya gideceğim sanırım. Eskiden trenlerle kaçardım arada sırada, şimdi otobüsle gitmek bile gelmişyr içimden… ama yine de yollara düşmeyi severim… Trenlerde şiirler yazardım, notlar alırdım… ne günlerdi ama… Haydarpaşa öyle sessiz ki, trenler yeniden çalışmaya başlarsa eğer ilk işim uzun bir yolculuğa çıkmak olacak… Uzaklara, çok uzaklara… Yalnızlığın olmadığı yerlere.

Tags: , , , , , , , , ,

Oldukça yorucu ve koşuşturmacalı günler gelip geçiyor. Yitik Ülke’yi yaşatmak için çabalarken bir yandan da kendi öykü kitabımı hazırlıyor, yeni öyküler ve şiirler peşinde geziniyorum. “90’lar Kitabı”nın hazırlıkları bitmek üzere; 111 yazarlı ve 400 sayfalık çok sıcak ve duyarlı bir toplam oldu. Neşeli bir kitap, ama sadece neşeli değil… Metin Göktepe‘nin öldürülmesinden cezaevlerinde yaşanan ölüm oruçlarına, Uğur Mumcu‘nun öldürülmesinden Sivas Katliamı’na… çok şey sığdı sayfalara… Deprem de yazıldı, Barış Manço da… Güzel anlar hüzünlü anılara karıştı, acı içinde boyumuzun uzaması gibi bir şey bu… “90’lar Kitabı” duyarlı ve politik, neşeli ve paylaşmayı seven katılımcı bir kadroyla çıkıyor… Kasım ayı başında tüm kitapçılarda. Değirmenlere karşı Yitik Ülke yoluna devam edecek… daha pek çok hayalim var çünkü…

***

Bugünlerde Gonca Akyar ile yazışıyorum ve onunla güzel bir söyleşi yapmak için hazırlanıyorum. Gonca çok büyük bir yetenek bana göre ve adını tarihe yazdıracağını seziyorum. Şiirlerimi bestelemesini isterdim. Belki bir aşk şiirini. O, son derece duyarlı bir ruh. Sesini duymalısınız. Ruhi Su’yu ilk dinlediğimde “Tanrım, inanamıyorum” demiştim, onu dinlerken de bu sözler çıktı dudaklarımdan. Kişisel bir web sitesi var, hikâyesini okumalısınız. www.goncaakyar.com

***

Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Âşık Mahsuni Şerif, Nesimi Çimen… Onlar dev şairler… Asla unutulmayacaklar. Hem hangi şiir bir türkünün kartalına erişebilir! Görkemli bir dağın etrafında uçuşup duruyorlar ve biz şairler hevesi uçmak olan kanatsız kuşlarız belki de. Selam olsun.

Tags: , , , , , , ,