SİHİRLİ KUŞ (Çocuk Öyküsü)

Çocuklar için yazdığım bir öykücük… Umarım okuyanlar sever…

Kadir Aydemir

 

Kerem 7 yaşındaydı ve yarın okula başlayacaktı. Çok heyecanlıydı. Kıvır kıvır saçları, aydınlık bir yüzü vardı Kerem’in. Sessiz, sakin ve zeki bir çocuktu o. Kimse bilmez ama en iyi arkadaşı bir serçe kuşuydu, yanlış duymadınız evet bir serçe. Zarif mi zarif, uçarken tatlı tatlı şarkılar söyleyen sihirli bir serçe. Tabii o bu sihrin henüz farkında değildi.

Yoksul bir ailesi vardı Kerem’in. Babası ölünce Kerem’i annesi tek başına büyütmüştü. Kerem de bu yoksulluktan payını almış ve yaz boyu bir hastanenin önünde su satmıştı. Çalıştığı ilk işti bu. Annesi sabahları su kabını dolduruyor, bardakları güzelce parlatıyor ve buzla dolu mavi su bidonuyla Kerem’i evden işe uğurluyordu her gün. A o da ne? Kerem’in cebi şişkindi. O cepte bir kuş gizliydi hep. Arabaların ve insanların gürültüsü yüzünden, ondan su içen yaşlı teyzeler ve amcalar kuşun sesini duyamıyordu. Bir eliyle havada dönen metal parayı kapıyor, diğer eliyle serçeyi hafifçe okşuyordu Kerem. Onunla konuşuyordu. “Yaşasın!” diyordu, “bir bardak daha su sattık!” Kerem’den su içen herkes oradan mutlu ayrılıyordu. Bu kuş ona adeta şans getiriyordu, buna inanıyordu.

Kerem, yaz boyu çalışıp biriktirdiği tüm paraları annesine vermişti bir gün. Annesine:

“İşte annecim, yemek yapmak için bu parayla sebze alabilirsin artık” demişti.

Annesi gururla gülümseyip “Aferin benim aslan oğluma” demiş ve Kerem’in saçlarını okşamıştı. Kerem, babasının onları bulutların içinden gözleyip mutlu olduğunu hissediyordu.

Yarın okulunun ilk günüydü. Annesi özenle ütüleyip baş ucuna asmıştı yamalı giysileri. Uyumadan önce bir dilek tuttu Kerem. Odasındaki küçük pencereden yıldızlar ve Ay Dede görünüyordu. Ama sanki bir gariplik vardı. Kerem uykuya dalmaya başlayınca yıldızlar kanatlanmış ve Ay Dede de bastonuyla Kerem’in yaşadığı derme çatma gecekondu eve doğru yaklaşmaya başlamıştı. Rengârenk bir gökyüzü, sevinçle titreşen ağaç dalları, mahalledeki kediler ve köpekler şaşkınlıkla bu ana tanıklık ediyorlardı. Kerem tam uykuya dalacakken uyandı ve birden gözlerini açtı. Heyecandan dili damağı kurumuştu. Ne diyeceğini bilemiyordu. Uykuda mıydı, uyanık mıydı bir an için ayırt edemedi bunu. Aylardır ona arkadaşlık eden ve her anlattığını dinleyen, düşlerine ortak olan serçe bir anda gözlerinin önünde güzel bir periye dönüşmüştü.

Sevinçle, “Sen” dedi küçük Kerem, “sen bir periymişsin meğer, buna inanamıyorum!”

“Evet” dedi pericik. “Seni okulunun ilk gününe dek yalnız bırakmamak için yanına gelmiştim, artık gitmem gerekli. Az sonra beni gökyüzünde yaşadığım yere, yani yıldızların arasına götürmeye gelecekler. Beni baban yolladı buraya. Sana göz kulak olmamı ve seninle vakit geçirmemi istedi çünkü. Sen çok iyi bir çocuksun Kerem. Al bu kalemi lütfen” dedi pericik. Kırmızı bir kalem uzattı Kerem’e doğru. Karanlıkta bile göz alıcı bir kalemdi bu. Ucu deniz feneri gibi parlıyordu.

Kerem mutluluktan uçuyordu. Biraz da üzülmüştü, en iyi dostunu kaybedecek olmanın hüznü sarmıştı içini.

“Bu kalem, sana her zaman yardımcı olacak, düşlerini gerçeğe çevirecek” dedi pericik. “Onu kaybetme sakın.”

“Peki,” dedi Kerem, “Sana her şeyimi anlattım. Evimizin tavan arasında yaşayan fareyle paylaştığım ekmeğimi, solucanla beslediğim tavukları, yumurtaları çalan tilkiyi nasıl affettiğimi, tırmandığım cömert incir ağaçlarını ve kaç misketim olduğunu, her şeyi ama her şeyi anlattım. Benim en iyi sırdaşım sen olmuştun. Seni hiç unutmayacağım sevgili peri.”

“Seni tanımak çok güzeldi,” dedi peri, evin penceresi yavaşça açıldı ve Ay Dede ile yıldızlar periye ellerini uzatıp onu yanlarına davet ettiler. Pericik Kerem’i öpüp uzaklaşmaya başladı. Kerem’i güzel bir uyku bekliyordu…

***

Sabah olduğunda, Kerem uykudan yeni uyanmıştı. Annesi Kerem’e yumurta haşlayıp süt ısıtmış ve kızarmış ekmek bile hazırlamıştı. Kahvaltının kokusu ne güzeldi. Kerem elini yüzünü yıkayıp odasına döndüğünde oldukça şaşırmıştı. Dün gece ona hediye edilen sihirli kalem orada, masasının üzerinde duruyordu. “Demek ki rüya değilmiş!” dedi Kerem kendi kendine. Gece boyu, Kerem uyurken, o sihirli kalem bir şeyler çizmiş ve çizdiği her şey gerçeğe dönüşmüştü. Kerem’in beslenme çantası yoktu, ona en güzel beslenme çantasını çizen kalem, çantanın içine sandviçin yanında yeşil bir elma ve bir salkım üzümü bile yerleştirmişti. Yamalı giysileri ve eski pantolonu gitmiş, yerine yepyeni giysiler ve güzel defterler, kalemtıraş ve silgiler hediye olarak gelmişti. Artık istediği her şeye sahipti. Bugün okulun ilk günüydü!

Kerem sihirli kırmızı kalemini eline aldı ve öptü onu. Gözleri serçesini aradı ama evin neresine bakarsa baksın kuşunu bulamadı. Kerem’in annesi çok mutluydu. Sihirli kalem bir buzdolabı çizmiş ve içini yiyecekle doldurmuştu. Bir dikiş makinesi ve televizyonları da vardı artık. Dışarıda birçok koyun ve inek vardı, artık hepsi onlarındı. Çok sevdiği oyuncak tren, kırmızı bisiklet ve bir akvaryumda mutlu mutlu yüzen bir sürü balığı da olmuştu Kerem’in. Derken duvarda asılı olan aile fotoğrafına ilişti gözü Kerem’in. Babası fotoğrafın içinde ona gülümsüyor gibiydi.

***

Kerem, dere kenarında oynarken bulduğu o yaralı kuşu düşündü. Kuşa ilk dokunduğu an “Ah! Canım acıyor…” diye bir ses gelmişti. Bu sesin küçük serçeden geldiğine ihtimal vermeyen Kerem, kuşu iki eliyle kavrayıp evine götürmüş ve ona günlerce bakmış, onu besleyip iyileştirmişti. Annesi bir gün ona “İyilik yapan, iyilik bulur oğlum” demişti, “dünyada iyi kalpli olan insanlar her zaman kazanır.” Şimdi anlıyordu Kerem, dünyada iyi bir kalbe sahip olup iyilik yapmak çok değerli bir şeydi. Hayatını kurtardığı yaralı serçe bugün ona büyük bir teşekkür etmişti. O günden sonra Kerem nerede yaralı bir hayvan görse, cebindeki sihirli kalemi çıkarıp onu hemen iyileştirmeye başladı.

***

Bu sesler ne mi? Evet, gece gece duyduğumuz bu sesler Kerem’in ışıkları yanan, bacası tüten, kapısının önünde kıvrılıp yatan kedilerden, köpeklerden, kurbağalardan ve kuşlardan geliyor. Onlar Kerem’i çok seviyor. Çünkü Kerem onların en iyi dostu artık. Hepsi sevgi içinde o mahallede yaşıyorlar. Yıldızlar ve Ay Dede bile daha parlak, bakın pericik de orada. Evden yükselen neşeli şarkıları dinliyor hepsi.

Tags: , , , , , , , ,

Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

* Copy this password:

* Type or paste password here:

8,476 Spam Comments Blocked so far by Spam Free Wordpress